KİŞİSEL RESİM SERGİSİ / SOLO ART EXHIBITIONS
"ÖZGÜRLÜK / FREEDOM"
14 - 28 Haziran 2025
Açılış 14 Haziran 2025 Cumartesi günü saat 15:00
Opening on Saturday, June 14, 2025 at 15:00
GALERİM SANAT GALERİSİ
Beştepe Mah. Dumlupınar Bulvarı No:6 ARMADA AVM 2. Bina -2. Kat Söğütözü – ANKARA
BASIN BÜLTENİ
Porselene Giden Yolda Mavi-Beyaz Seramik Sergi ve Etkinlikleri 02 Haziran - 14 Temmuz 2025 Tarihleri Arasında Hollanda’daki İkinci Sergisini Delft Belediye Sergi Salonunda Gerçekleştiriyor…
Soğuk bir Ocak ayında Ankara’da tüm seramik sanatçılarını kucaklayan, sınırlar ötesi buluşmalara fırsat vermesi hayali ile geçmiş ve geleceğin buluştuğu, sürdürülebilir bir dünya projesi olarak “Porselene Giden Yolda Mavi-Beyaz Projesi” doğdu.
Proje; amaçları doğrultusunda Türkiye, Hollanda ve İtalya’dan davet edilen seramik sanatçıları ile ilk sergi ve etkinlikler Türkiye’de seramik imalatının önde gelen merkezlerinden biri olan İznik’te, Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, Çanakkale’de ve İstanbul Galataport olmak üzere dört kez 2023-2024 yıllarında on binlerce izleyici ile buluştu. Etkinlikler her defasında yeni sanatçı ve yeni eserlerin yer aldığı kapsayıcı bir anlayışla düzenlenerek çağdaş seramik sanatçılarını, geleneksel sanat ile uğraş veren ustaları, genç yetenekleri ve aramızda olmayan iz bırakan sanatçılarımızı da içine alan içinde yaşanılan coğrafyaya dair tüm kültürel renkleri paylaşmayı amaçlamaktadır. Dar bir alan gibi görülen seramik sanatında çeşitlilik ve bu çeşitliliğin yarattığı zenginlik gerçekten görülmeye değer.
Porselene Giden Yolda Mavi-Beyaz Proje etkinlikleri başta T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere ulusal ve uluslararası kurumlarca da desteklenmektedir.
Ülkemizin kültür alanında yapılan çalışmalarına önemli bir katkı niteliği taşıyan bu etkinlik Ankara’nın saygın Galerilerinden biri olan,
GaleriM Sanat Galerisi ve Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü öncülüğünde 2023 yılında başlamıştır.
Türkiye’de başlayan projemizin ilk sınır aşan durağı 26 Ekim 2024 tarihinde Hollanda’nın Amsterdam Kenti olmuştur. Yaklaşık dört ay süre ile izleyiciler mavi-beyaz seramik eserleri Yunus Emre Enstitüsü’nde görme şansı elde ettiler. Bu önemli kentin yanı sıra porselenin ana vatanı olan Çin’den Avrupa’ya uzanan yüzyıllara varan yolculuğunda Hollanda’nın şirin kasabası Delft’in seramik sanatı açısından çok özel bir yere sahip olduğu bilinir. Seramik sanatçıları için porselenin güzelliğine kendine has imalatları ile damga vurmuş bir merkez olarak halen önemini sürdüren Delft kasabası geleneksel ve çağdaş eserlerin birlikte harmanlandığı ortamı ile cazibesini sürdürmektedir. Porselene Giden Yolda Mavi Beyaz dünya yolculuğuna Delft’de Belediye Sanat Galerisi’nde açılacak altıncı sergisi ile devam ediyor. 02 Haziran – 14 Temmuz 2025 tarihleri arasında tüm sanatseverleri bu şirin seramik kasabasına mavi-beyaz seramikleri görmeye davet ediyoruz.
CANDAN TERWİEL
09.04.2025
ANKARA
AT.....
"Rüzgarın Yelesi
Boğumlu kasları gergin bir yay gibiydi, her an çözülmeye ve sonsuz bir boşluğa doğru koşmaya hazır. Derin, kahverengi gözlerinde, bin yıllık ovaların ve esen rüzgarların bilgeliği parıldıyordu. Yelesi, rüzgarla dans eden karanlık bir ipekti, her nefeste savruluyor, özgürlüğün ve gücün sembolü gibiydi.
Nalları toprağa her dokunuşunda, ritmik bir davul sesi yankılanırdı, sanki yeryüzünün kalbi atıyordu onun adımlarıyla. Sırtında taşıdığı binlerce yıllık tarihin ağırlığıyla, at, sadece bir hayvan olmanın ötesindeydi. O, sadakatin, cesaretin ve soyluluğun canlı bir heykeliydi.
Gün doğarken, altın rengi ışıklar onun ipeksi tüylerinde parıldardı, adeta mitolojik bir yaratıktan fırlamış gibi. Gün batarken ise, gökyüzünün kızıl tonları onun siluetini bir efsaneye dönüştürürdü.
At, sadece bir ulaşım aracı, bir savaş yoldaşı değildi. O, insanın en yakın dostlarından biriydi. Sessiz bakışlarıyla teselli eder, güçlü duruşuyla ilham verirdi. Bazen bir çocuğun hayallerindeki kahraman, bazen de yorgun bir savaşçının tek sırdaşı olurdu.
Koşarken, zaman ve mekan kaybolurdu. Rüzgar yüzünde eserken, yelesi arkasında dalgalanırken, at ve binicisi tek bir nefes, tek bir kalp atışı gibi senkronize olurdu. O anlarda, sadece özgürlük ve hareketin saf neşesi vardı.
Ama at aynı zamanda kırılganlığın da sembolüydü. Bir narin çiçeğin inceliğiyle taşırdı ruhunu. Bir anlık ürkeklik, bir beklenmedik ses, onun vahşi doğasının derinliklerine kaçmasına yetebilirdi.
Ve zaman geçer, nesiller değişir ama atın efsanesi yaşamaya devam eder. Ovalarda yankılanan nalların sesi, kalplerde hissedilen sıcaklığı ve rüzgarla dans eden yelesinin görüntüsü asla unutulmaz. At, her zaman özgürlüğün, gücün ve soyluluğun zamansız bir sembolü olarak kalacaktır.
DANS....
"Ruhun Ritmi
Müziğin ilk notasıyla birlikte, beden adeta bir çiçeğin yavaşça açılması gibi harekete geçti. Parmak uçlarından başlayan hafif bir titreme, yavaşça tüm vücuda yayıldı. Sanki ruh, uzun zamandır beklediği bir davete icabet ediyordu.
Dans, kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlarda fısıldanan bir dildi. Bir kıvrılış, bir dönüş, bir sıçrayış… Her hareket, iç dünyanın derinliklerinden gelen bir duygunun ifadesiydi. Bazen coşkun bir kahkaha, bazen hüzünlü bir ağıt, bazen de umut dolu bir yakarış.
Dansçı, müziğin rehberliğinde, zamanın ve mekanın ötesine yolculuk yapardı. Ayakları yere değse de, ruhu adeta havada süzülürdü. Her adımda, beden ve müzik arasında görünmez bir bağ kurulur, ahenkli bir bütünlük ortaya çıkardı.
Kollar, kanatlar gibi açılır, hayallere doğru bir uçuşun metaforu olurdu. Bacaklar, ritmin enerjisiyle titreşir, toprağın ve gökyüzünün arasında bir köprü kurardı. Yüzdeki ifade, o anki duygunun en saf haliydi; bazen bir tebessümün sıcaklığı, bazen de derin bir yoğunlaşmanın ciddiyeti.
Dans, sadece bir performans değildi. Aynı zamanda bir arınma, bir kendini keşfetme yolculuğuydu. Her harekette, bedenin sınırları zorlanır, ruhun derinliklerine inilirdi. Aynanın karşısında saatler süren çalışmalar, ter damlalarıyla sulanan bir sabır çiçeği gibiydi.
Bazen kalabalık bir sahnede, ışıkların altında bir gösteriydi dans. Bazen de yalnız bir odanın sessizliğinde, içsel bir diyalog. Ama her zaman, ruhun müziğe verdiği en samimi cevap, bedenin en zarif şiiriydi.
Ve müzik sustuğunda, dansçı bir an için hareketsiz kalırdı. Ama içinde yankılanan ritim, kalbinin atışıyla birlikte yaşamaya devam ederdi. Dans, sadece bir anlık bir gösteri değil, ruhun sonsuz bir şarkısıydı. Her bedende farklı bir melodiyle yankılanan, evrensel bir ifade biçimiydi.
19-23 Şubat 2025
SEYEDRASOOL SHOBEIRY
Doğum 1962, - Eğitim : Yüksek Lisans, Sanat Araştırmaları, Tahran Üniversitesi, Tahran, İran Fizyoterapi Lisansı - Sanatsal faaliyetler: Heykel, Resim, Grafik
Sanatsal faaliyetime 1981 yılında Tahran'da Güzel Sanatlar Fakültesi'nde resim alanında başlad1m, Ancak 1984'te savaş nedeni ile, üçüncü yılımda bu alandan vazgeçtim. 30 sene boyunca profesyonel aktivitelerime Duvar Resimleri, Portreler, Posterler, Logolar, Kataloglar vb. alanlarda Özel ve kamu sektörde devam ettim. İran'da 2003 yılından beri düzenlenen 15 dönem Uluslararası Harezmi Festivali'nde Grafik alanında gösterdiğim sürekli faaliyetler bu etkinliklere örnektir.
2011 yılında heykel yapma alanında çalışmaya başlad1m. Tahran'da çeşitli kişisel ve karma sergilere katıldım. İran ve Kuveyt TV kanallarında bu sergilere ilişkin raporlar ve televizyon programlarım yayınlandı. 2016 yılında sanat araştırmaları alanında yüksek lisans yapmaya başladım ve şu an tezimi tamamlamak üzereyim.
Loading....